HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI (HAGB)


-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir?


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (Hagb), sanık hakkında verilen cezanın, belli şartların oluşması halinde, belirlenen denetim süresi içerisinde sanığın başka bir suç işlememesi ve diğer yükümlülükleri yerine getirmesi ile ortadan kaldırılmasını sağlayan bir düzenlemesidir.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231. Maddesi HAGB’yi şu şekilde düzenlenmiştir:

­­­­­­­

-Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.


HAGB kararı verilebilmesi için bir takım şartlar gerekmektedir. Bu şartlar şu şekildedir:


- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,


-Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,


-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir.


Eğer sanığa verilen ceza 2 yıldan az süreli hapis veya adli para cezası ise ve sanık yukarıda belirtilen şartları yerine getirmiş ise HAGB’den yararlanabilir. Ayrıca HAGB’yi sanığın kabul etmesi gerekir. Sanık, hakkında HAGB kararı verilmesini istemiyorsa mahkeme tarafından HAGB uygulanamaz.


-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Uygulanması Durumunda Denetim Süresi ve Tedbirler


Sanık hakkında şartlar oluşmuş ve aldığı ceza için HAGB uygulanmış ise sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi (sanık) hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

Ayrıca bu 5 yıllık süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;


a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,


b) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,


c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir.

Burada hakime bir takdir yetkisi verilmiştir. Hakim, sanığın bu denetimli serbestlik tedbirlerinden birisine tabi tutulmasına karar verebileceği gibi sanık hakkında bu tedbirlerin uygulanmamasına da karar verebilir.


-Sanığın 5 Yıllık Denetim Süresinde Yeni Bir Suç İşlemesi veya Denetimlere Uymaması


Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.


-Sanığın 5 Yıllık Denetim Süresi İçinde Yükümlülüklerine Uyması


Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.


-Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararına Karşı İtiraz


Sanık hakkında mahkemece HAGB kararı verilmesi üzerine bu kararın tefhim ya da tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde HAGB kararına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. Burada yapılan itiraz İstinaf ya da Temyiz gibi bir kanun yolu başvurusu değildir.

HAGB’ye itiraz halinde, itiraz mercii sadece HAGB şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda bir inceleme yapmakta ve işin esası ile usule aykırılıklar konusunda bir değerlendirme yapmamaktadır. Yani itiraz mercii kısıtlı bir inceleme ile HAGB şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda bir hata yapılıp yapılmadığını denetlemektedir.


Ancak Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2017/2715 Esas, 2017/13518 Karar ve 22.11.2017 tarihli kararında HAGB kararına karşı yapılan itiraz üzerine mahkemenin usul ve esas bakımdan inceleme yapabileceği konusunda bir karar vermiştir. Bu durum henüz hukukumuzda tartışmalı olup itiraz merciinin nasıl bir inceleme yapacağı konusunda belirsizlikler bulunmaktadır. Bu sebeple hakkında HAGB kararı verilen sanık Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin kararına atıfta bulunarak hakkında verilen hükmün usul ve esas denetimine tabi tutulmasını itiraz merciinden talep edebilir. Sanığın bu hakkını kullanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak aleyhe bozma yasağı HAGB kararları için kanunda belirtilmediğinden sanık bu başvurusu neticesinde aleyhe bozma ile karşı karşıya kalabilir. Nitekim HAGB kararları konusunda aleyhe bozma yasağının olup olmadığı henüz tartışmalı bir konudur. Yargıtay’ın her iki yönde de kararları bulunmaktadır. Bu yüzden de bu tür itirazlarda mutlaka bir avukat yardımı alınması gerekir.


-HAGB Kararına Karşı İtirazı İncelemeye Yetkili Mahkeme


HAGB kararına karşı itirazı incelemeye yetkili mahkeme bu kararı veren mahkemeye göre değişiklik göstermektedir.


HAGB kararını veren mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi ise, HAGB kararını inceleme yetkisi o adliyedeki Ağır Ceza Mahkemesindedir. Eğer o adliyede Ağır Ceza Mahkemesi yoksa kararı veren Asliye Ceza Mahkemesi’nin yargı çevresinde bulunan Ağır Ceza Mahkemesi bu itirazı inceler. Ancak CMK’nın 268. Maddesi uyarınca kararına itiraz edilen Asliye Ceza Mahkemesi ilk olarak kendisi bu itirazı inceleyecek, itirazı yerinde görürse kararı düzeltecek, itirazı yerinde görmezse itirazı incelemek üzere dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderecektir.


HAGB kararını veren mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi ise, HAGB kararını veren mahkemeyi sıra numarası olarak izleyen Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilir. Örnek vermek gerekirse İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir HAGB kararına itiraz edildiğinde bu itirazı öncelikle İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi inceleyecek (CMK 268), eğer itirazı yerinde bulmazsa İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dosyayı gönderecektir.


-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Karşı İstinaf ve Temyiz Yoluna Gidilebilir mi?


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraza tabi bir karardır. Bu sebeple de bu karara karşı istinaf ve temyiz kanun yoluna gidilemez. Bu durum uygulamada birtakım sorunlara sebep olmaktadır. Birçok sanık davanın başında lehine olduğu düşüncesi ile HAGB’nin uygulanmasına rıza göstermektedir. Dava sonucunda bu sanıkların bir kısmı hakkında bir ceza verilmekte ve bu ceza için HAGB uygulanmaktadır. Sanıklar beraat düşüncesi nedeni ile bu kararı yukarı mahkemeye taşımak istemekte ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı itiraza tabii bir karar olduğundan taşıyamamaktadır. Çünkü HAGB kararına yapılan itirazlarda itiraz mercii yalnızca şekli bir inceleme yapmaktadır. (Yargıtay her ne kadar son dönemde usul ve esas bakımından da incelenmesi gerektiğine ilişkin karar verse de uygulamada bir çok mahkeme sadece HAGB koşullarının oluşup oluşmadığına bakmaktadır)


Bu durumun bir istisnası ise CMK’nın231. Maddesinin 11. Fıkrasıdır. Eğer sanık HAGB kararı verildikten sonra 5 yıl içerisinde kasten başka bir suç işler ya da yükümlülüklerini yerine getirmezse mahkeme sanık hakkında verilen hükmü açıklar. Bunun üzerine ortada artık bir hüküm olacağından bu hüküm istinaf kanun yoluna tabi olacaktır.


-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Memurluğa Etkisi


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı basit bir şekilde şöyle anlatılabilir. Mahkeme sanığa işlediği suçtan dolayı bir ceza vermekte, ancak verdiği bu cezayı açıklamamaktadır. Sanık 5 yıllık süre içerisinde kasıtlı olarak başka bir suç işlemez ve varsa diğer yükümlülüklerini yerine getirirse, hakkında verilen hüküm ortadan kaldırılır. Bu durumda aslında ortada bir ceza vardır ancak hüküm yoktur.


Ortada bir hüküm olmadığı için verilen HAGB kararı kişinin memuriyetine herhangi bir etkide bulunmaz. Yalnızca memuriyet değil, avukatlık, noterlik, milletvekilliği ve buna benzer kamu hizmeti yerine getiren meslek sahibi kişilerin statüsünde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Bu da HAGB kararının bir takım meslek sahibi kişiler için ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.


-Hüküm Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Sabıka Kaydında (Adli Sicil Kaydında) Görünür mü?


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sabıka kaydında (adli sicil kaydında) görünmez. Bu sebeple eskiden adliyelerden şimdi ise e-devlet sistemi üzerinden alınan adli sicil kayıtlarında, kişinin aldığı ceza için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise herhangi bir ceza görünmemektedir. Bu sebeple de HAGB kararı son derece önemlidir.


SONUÇ


Hükmün açıklanmasının geri bırakılması son derece önemli bir karardır ve her somut olayda değerlendirilerek bu kararın talep edilmesi, bu karara itiraz edilmesi gibi kişiler önemli kararlar vermektedir. Bu sebeple de mutlaka bir avukat yardımı alınması gerekir. Aksi durumda birçok hak kayıpları meydana gelmekte ve bu hak kayıpları geri de alınamamaktadır. Eğer bu konu ile alakalı bir probleminiz söz konusu ise bizimle iletişime geçebilirsiniz. Sitemizde bulunan “Bize Ulaşın” sekmesinde iletişim bilgilerimiz mevcuttur.


HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI


-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Borçlar Kanunu m.74 Kapsamında Hukuk Hakimi Bakımından Bağlayıcı Değildir


YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ E. 2017/2801 - K. 2017/4714 - T. 18.9.2017


Dava, hakaret eylemlerine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı, davacıya yönelik hakaret suçunu işlediği gerekçesi ile yargılanmış ve 2 ay 27 gün hapis cezası ile cezalandırılması yoluna gidilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. CMK'nun 231/5. maddesi uyarınca; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.” Ceza mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan kararı, kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliğinde olmadığı gibi, TBK'nun 74. maddesi anlamında hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı yoktur. Mahkemece yukarda açıklanan olgular gözetilerek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.


-Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtirazı İnceleyen Mahkeme Usul ve Esas Bakımından da İnceleme Yapabilir


YARGITAY 18.Ceza Dairesi Esas: 2017/ 2715 Karar: 2017 / 13518 Karar Tarihi: 22.11.2017

Sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik mahkeme kararına, suçun oluşmaması ve çelişki oluşturulması nedenleriyle itirazda bulunması üzerine, itirazı inceleyen merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle itirazın reddine karar verildiği görülmektedir. İtirazı inceleyen merciinin hem usul hem esas yönünden inceleme yaparak, her türlü hukuka aykırılıkları denetleyebileceği anlaşıldığından, itiraz konusu incelenmeyip gerekçe gösterilmeden itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır. Bu nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.


-Kamu Zararını Gidermek İsteyen Sanığa Kamu Zararının Bildirilmemiş Olması ve Ardından Zararı Gidermediği İçin HAGB’den Yararlanamayacağı Kararı Bozmayı Gerektirmiştir


YARGITAY 7.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 9012 Karar: 2018 / 13108 Karar Tarihi: 03.12.2018


ÖZET: 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar bakımından engel hali bulunmayan sanığın talimatla alınan savunmasında kamu zararını gidermek istediğini beyan etmesi ve talimat ekinde KEMT varakası ya da kamu zararını belirten bir belge bulunmadığından kamu zararından haberdar olmadığı anlaşılmakla; sanığa dava konusu eşyanın gümrük idaresince hesaplanan "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı'' olan miktarın kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/9. madde ve fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, zararın karşılanmadığı gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

4,123 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör