HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK SUÇU VE CEZASI (TCK 216/1)

En son güncellendiği tarih: 15 May 2019

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesinin 1. Fıkrasında düzenlenmiştir.



1- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu Nedir Türk Ceza Kanununda Nasıl Tanımlanmıştır


Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu TCK’da şu şekilde tanımlanmıştır:


“Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde cezalandırılır.”


Bu suç bakımından işlenen fiilin tipik sayılabilmesi için yani fiilin cezalandırılabilmesi için tahrikin başka bir kesim tarafından yapılması gerekir. Buradan anlaşılması gereken şey ise, tahrikin farklı sosyal sınıfları, farklı dinleri, farklı ırkları, farkı mezhepleri veya farklı bölgeleri birbirine düşürmek amacı ile işlenmesi halinde bu suç oluşacaktır.


Bu kısmı biraz daha kolaylaştırmak gerekirse; aynı sosyal sınıfa, dine ırka, mezhebe veya bölgeye mensup insanların birbirine karşı tahrik edilmesi durumunda fiil kanundaki tanımına tam olarak uymayacağı için cezalandırılamayacaktır.


Ayrıca birbirine karşı tahrik edilen gruplar halk kesimleri olmalıdır. Yani, halkın bir kesimi diğer bir kesimine değil de örneğin bir şirkete, bir kamu kuruluşuna bir dernek ya da vakfa karşı tahrik edilirse yine bu suç oluşmayacaktır. Cezalarda tipiklik unsuru dediğimiz bu husus suçun cezalandırılabilmesi için son derece önemlidir.


Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçunun oluşabilmesi için kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara bağlı olarak ortaya çıkması gerekir. Suçu tanımlayan kanun maddesinin son cümlesinden bu husus rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bu hususa da örnek vermek gerekirse, bu suçun işlenmesi sonucunda halkın farklı kesimleri karşı karşıya gelmişse ya da bir kesim diğer kesime karşı bir zarar verme hazırlığına geçmişse artık bu suç oluşmuştur.


Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçu yapısı itibari ile bir takım hürriyetler ile karşı karşıya gelmekte ve bu hürriyetlerin sınırlarının çizilmesi konusunda bir önemli bir rol oynamaktadır.


- Haber Alma Hürriyeti

- Kanaat Hürriyeti

- Düşünceyi Açıklama Hürriyeti


Yazılarımız kısa ve yüzeysel bilgilendirme amacı ile paylaşıldığı için bu hürriyetler ile Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçu üzerinde uzun uzun durmayacağız. Bunun yerine madde gerekçesini paylaşmak suçun anlaşılması bakımından çok daha iyi olacaktır.


Maddenin gerekçesi ise şu şekildedir:


Birinci fıkrada tanımlanan “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu, hukuk devleti olma standardı yüksek olan birçok ülkenin Ceza Kanunlarında yer almaktadır. Hiçbir devlet, vatandaşları arasında, muayyen özelliklere sahip bir kesiminin diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa, öç almayı gerektirecek şiddetli nefrete yönlendirilmesine seyirci kalamaz.


Öte yandan çağdaş dünyada, gelişmenin temel dinamiği olarak düşün­ceyi açıklama ve yayma hürriyeti kabul edilmektedir. Bu bağlamda; kişilerin düşündüklerini hür bir ortamda söyleyebilmeleri, demokratik toplumun var­lığı için zaruri sayılan unsurlardandır. Söz konusu suç tanımı, bu düşünceler dikkate alınarak yapılmıştır.


Suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür ta­vırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kap­samda salt yüz çevirme, soyut bir ret veya saygısızlık ifade eden bir davra­nışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakı­mından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir. Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.


Kin, “öç almayı gerektirecek şiddetli düşmanlık hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik bir hâl”; düşmanlık ise, “husumet beslenen konuya karşı düşünerek, tasarlayarak zarar vermeye, onu mağlup etmeye yönelmiş kin duygusu” olarak da tanımlanabilir. Şu hâlde kin ve düşmanlık; “husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zemini oluşturan psikolojik bir hâl” olarak açıklanabilir.


Fıkra metninde; fiilin kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde yapılması arandığı için, suç; soyut tehlike suçu olmaktan çıkarılmış, somut tehlike suçu hâline getirilmiştir. Bu suretle, çağdaş hukuktaki soyut tehlike suçlarını azaltma yönündeki eğilim dikkate alınmış, temel hak ve hürriyetle­rin kullanım alanı genişletilmiştir. Bu düzenleme sayesinde "kin ve düşman­lık" ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece "şiddet içeren ya da şiddeti tavsiye eden tahrikler" madde kapsamında değerlendirilebilecektir.


Söz konusu suçun oluşması için, kamu güvenliğinin bozulması tehli­kesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Bu somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlerken fai­lin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Hâkim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu kapsamda, kişinin söz ve davranışlarının kamu güvenliğini bozma açı­sından yakın bir tehlike oluşturduğunun tespit edilmesi gerekir. Kişinin söz ve davranışlarının, halkın bir kesimi üzerinde tahrik konusu fiillerin işlene­ceği hususunda duyulan endişeyi haklı kılacak bir etki oluşturması gerekir. İfade özgürlüğü ile bu tip tehlike suçları arasında “açık ve mevcut tehlike” kriterinin var olması gerekir. Buna göre, yapılan konuşma veya öne sürülen düşünceler toplum açısından açık ve mevcut bir tehlike oluşturduğu takdirde yasaklanabilmekte, keza böyle bir tehlikenin varlığı somut olarak, açıkça tespit edilmedikçe söz konusu suçtan dolayı cezalandırma yoluna gidilemez.”


2- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçunun Cezası


- Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (TCK 216/1)


Daha Fazla Cezayı Gerektirir Hal


- Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır. Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. (TCK 218)


3- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu Şikâyete Bağlı Mıdır?


Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçu şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu sebeple bu suç oluştuğunda ve soruşturma makamları tarafından öğrenildiğinde re’sen soruşturma işlemleri başlatılacaktır.


Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçu uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.


4- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçunda Zamanaşımı


Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

378 görüntüleme

Tüm hakları saklıdır

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • LinkedIn Clean