İŞ KAZASININ ZAMANAŞIMI SÜRESİ 10 YILDIR

Y. HGK., E. 2014/2372, K. 2017/379, T. 1.3.2017


ÖZET: İş kazasının zamanaşımı süresi kaza tarihinden itibaren on yıldır. Oluşan zararın zaman içinde değişerek gelişim gösterdiği olaylarda zamanaşımının başlangıç tarihi hastalığın gelişiminin sona erdiği tarihtir. Yeniden muayene kaydı “hastalığın gelişim gösterdiği anlamında değildir.”


Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tavşanlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince kısmen kabulüne dair verilen 18.02.2013 gün ve 2009/269 E.-2013/358 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine, Yargı- tay 21. Hukuk Dairesinin 22.10.2013 gün ve 2013/14713 E., 2013/18951 K. sayılı kararı ile; “...1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının ve davalı ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. nin tüm, davalı ...nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,2-Dava 20.10.2001 tarihinde meydana gelen iş kazasında % 51 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.


Mahkemece 19.497,75 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan Tarhan şirketinden alınarak davacıya verilmesine, 14.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, ... şirketi yönünden maddi tazminat talebinin atiye terki nedeniyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.


Davacı vekilinin 07.02.2013 tarihinde davasını kısmen ıslah ettiği, ıslahen artırılan miktarla ilgili olarak davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu tür davalarda T.B.K’ nın 146.maddesi (B.K.’nun 125.md) gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.


Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır.


Hal böyle olunca, davacı tarafından 07.02.2013 tarihinde maddi tazminatın ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin kabul edilerek ıslahen istenilen miktarlara ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslahen istenilen miktarı da kapsar biçimde tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalı ...nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…”


gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.


Davacı vekili müvekkilinin davalı şirketin Soma ilçesi Deniş bölümünde bulunan maden ocağında hafriyat şoförü olarak çalışmakta iken hafriyat dönüş yolunda 20.10.2001 tarihinde zeminin ıslak ve çamurlu olması sebebiyle kaza yaptığını iddia ederek, fazlaya dair her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL manevi tazminatın ve 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan müştereken ve müteselsilsen tahsilini talep etmiştir.


Davacı vekili 07.02.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını bilirkişi raporu doğrultusunda 19.497.75 TL olarak ıslah etmiştir.


Davalı ... San. Tic. A.Ş. vekili kazanın meydana gelmesinde bütün kusurun davacıda bulunduğunu, emniyette verdiği ifade de tüm kusurun kendisinde olduğunu beyan ettiği, davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını iddia ederek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, işin esasına girilecekse talep edilen tazminatların çok fazla olduğunu ayrıca 07.02.2013 tarihli celsede davacı vekilinin ıslah talebini kabul etmediklerini, ıslahla talep edilen miktarın zamanaşımına uğradığı- nı belirerek davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini savunmuştur.


Davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece davacının %51 oranında malul kaldığı, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenlerin %40 (Tarhan-%25, ...-%15), davacının ise % 60 kusurunun bulunduğu, hesap bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 32.504,26 TL olarak hesaplandığı, ancak davacının sadece Tarhan S.T. A.Ş. yönünden maddi tazminat talebini ıslah ettiği, davalı tarafın ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazı bulunduğu ancak, ıslahla artırılan kısma ilişkin zamanaşımının kazalı işçinin çalışabileceğine dair raporun verildiği tarih olan 01.06.2009 tarihli rapora göre hesaplanması gerektiği, bu durumda ıslahla artırılan maddi tazminata dair zamanaşımının 01.06.2019 yılında dolduğunu, Tarhan Madencilik S.T. A.Ş.’nin kusur oranın %25 olması sebebiyle bu oranda hesaplama yapılarak davacının maddi ve manevi zarardan kısmen de olsa telafisi amacına yönelik olarak 19.497,75 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ...den tahsiline ve manevi tazminata ilişkin talebinin ise kısmen kabulü ile 14.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilin alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin ise reddine karar verilmiştir.


Mahkemece verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.


Yerel mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını davalı ...Ş. vekili temyize getirmiştir.


Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; bedensel zararın değişim ve gelişim gösterip göstermediği, başka bir anlatımla, maluliyetin kesinleşip kesinleşmediği ve buna bağlı olarak da iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan davacının 07.02.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.


Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır.


Bilindiği üzere, bazı hallerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin, uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır. Bu bağlamda herhangi bir eylemden doğan zararın tümü bir birlik teşkil eder, birbiriyle ilgisi olmayan bağımsız zararların bir toplamı olarak gö- rünmez dolayısıyla, zararın kapsamı ve tutarının belli olmaması zamanaşımının başlamasına engel oluşturmaz. Başka bir ifadeyle, zararın öğrenilmesi onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir.


Buna karşılık, ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık, “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır.Önemle belirtilmelidir ki, burada sözü edilen “gelişen durum” kavramı uygulamada çoğu kez yanlış anlaşıldığı şekilde, doğan zararın kapsamının zarar görence tam olarak öğrenilmesinin herhangi bir nedenle geciktiği (Örneğin, buna ilişkin bilirkişi raporunun geç alındığı) durumlara ilişkin olan, böylesi bir durumu ifade eden bir kavram değildir. Başka bir anlatımla, gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade eder (Hukuk Genel Kurulu’nun 06.11.2002 gün ve 2002/4-882 E., 2002/874 K. sayılı kararı). Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde; gelişen bir durumun ya da müstakbel (gerçekleşecek-gelecek) bir zararın söz konusu olmadığı tüm dosya içeriğinden ve özellikle davacının maluliyetine ilişkin rapor ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu iş kazasının gerçekleştiği 20.10.2001 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin hesaplanması gerekmektedir. Buradan varılacak sonuç itibariyle davacı vekilinin 07.02.2013 tarihinde ıslah dilekçesiyle talep etiği tazminat miktarları yönünden zamanaşımı gerçekleştiğinden bu talepleri yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.


Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.


Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeleri sırasında, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada Sosyal Güvenlik Kurumunun 13.11.2009, 16.03.2011 ve 14.03.2012 tarihli raporlarında sigortalının kontrol muayenesinin gerektiğinin belirtildi- ği, 12.09.2012 tarihli raporda ise sigortalının % 51 malul olduğuna ve kontrol muayenesi gerekmediğine dair ifadesinin yer alması sebebiyle davacının rahatsızlığına dair gelişen bir durumun söz konusu olduğu, 12.09.2012 tarihinde hastalık seyrinin yani gelişiminin tamamlandığı ve bu nedenlerle zamanaşımının iş kazasının yaşandığı tarihten itibaren hesaplanamayacağı ileri sürülerek yerel mahkemenin direnme kararının onanması görüşü ileri sürülmüş ise de yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki görüş aykırılığına neden olan ve direnme kararına konu somut uyuşmazlığın niteliği itibariyle, bu görüş kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.


Sonuç olarak, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


SONUÇ


Davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.03.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Tüm hakları saklıdır

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • LinkedIn Clean