İDARİ DAVALARDA MANEVİ TAZMİNAT VE MANEVİ TAZMİNATIN ISLAHI

En son güncellendiği tarih: 28 Haz 2019


Manevi tazminat, meydana gelen bir olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabın, kısmen de olsa hafifletilmesi amacını taşıyan ve zenginleşme vasıtası olarak kullanılamayacak bir zarar giderim aracıdır. Manevi tazminat, birçok farklı olaydan meydana gelebilir. Örnek olarak; trafik kazası, iş kazası, hatalı tedavi, kişinin hakarete uğraması, evlilik akdi içerisinde eşin aldatılması, idarenin işlem veya eyleminden kişinin zarar görmesi vb. olaylar verilebilir. Bizim yazımızın konusu, manevi tazminat hakkında genel bilgiler olmayıp idarenin işlem ve eylemleri nedeni ile kişilerin duyduğu elem ve ıstırap sebebi ile açılan manevi tazminat davalarında ıslah kurumu üzerine olacaktır. Yani manevi tazminatın özel bir durumu üzerinde duracağız. Bunun için öncelikle ıslah, dava değerinin artırılması ve hukuk davalarında manevi tazminat davalarının bölünmezliği ilkesinden bahsetmekte fayda vardır.


1- Hukuk Davalarında Islah, Dava Değerinin Artırılması, Manevi Tazminat ve Manevi Tazminatın Bölünmezliği İlkesi


a) Islah ve Dava Değerinin Artırılması

Kavram olarak ıslah; taraflardan yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. (6100 Sayılı HMK m.176). 6100 sayılı HMK ıslah kavramının yanı sıra 107. maddede dava değerinin artırılması kavramını da getirmiştir. Gerek dava değerinin artırılması gerekse ıslah uygulamada sık sık kullanılmaktadır. Hukuk tekniği anlatımının dışına çıkarsak bu kavramların anlaşılmasını sağlayabiliriz.

Davacı taraf, davanın başında alacak miktarını tam olarak bilemeyebilir. Örneğin trafik kazası sonucu yaralanarak iş gücü kaybına uğrayan bir kişi dava açarken ne kadar tazminat alacağını bilemez. Bu durumda davasını temsili bir miktardan açar ve dava devam ederken kişinin hastane evrakları (iş gücü kaybı), aylık kazancı, yaşı ve diğer unsurlar dikkate alınarak iş gücü kaybı ve buna bağlı olarak alacağı tazminat teknik bir şekilde bilirkişiler tarafından hesaplanır. Bu hesaplama neticesinde 6100 Sayılı HMK’da bulunan ıslah veya dava değerinin artırılması kurumlarından birisi kullanılır, eksik harç ikmal edilir ve davacının gerçek tazminat miktarını talep etmesi sağlanır. Ancak manevi tazminat, maddi tazminattan farklı olarak dava içerisinde teknik bilirkişiler ile belirlenemez. Çünkü kişinin yaşadığı acı, elem ve kederi hesaplama imkânı bulunmamaktadır. Bu durumu daha iyi anlayabilmemiz için manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi üzerinde durmamız gerekir.


b) Hukuk Davalarında Manevi Tazminat ve Manevi Tazminatın Bölünmezliği İlkesi

İdari Davalarda Manevi Tazminatın Islahı kurumuna geçmeden önce hukuk davalarında manevi tazminatın ıslah kurumu üzerinde durmakta fayda vardır. Bunun için ilk olarak manevi tazminatın tespitine bakmak gerekir;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E, 2006/26 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer.

Bu durumda hukuk mahkemelerinde (Asliye Hukuk Mahkemesi, İş Mahkemesi, Aile Mahkemesi vb.) açılan manevi tazminat davalarında manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi söz konusudur. Yani manevi tazminat davası hukuk mahkemelerinde ne HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen “Belirsiz Alacak Davası” ne de HMK’nın 109. maddesinde düzenlenen “Kısmi Dava” olarak açılamaz.

Peki bu durum idare mahkemelerinde açılan manevi tazminat davaları için de aynı şekilde geçerli midir?


2- İdareye Karşı Açılan Davalarda Manevi Tazminat ve Manevi Tazminatın Islahı

İdari davalarda manevi tazminat, idarenin işlem ya da eylemi dolayısıyla, olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabın, kısmen de olsa hafifletilmesi amacını taşıyan ve zenginleşme vasıtası olarak kullanılamayacak bir zarar giderim aracıdır. Peki idareye karşı açılan manevi tazminat davalarında dava devam ederken tazminat miktarı artırılabilir mi?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16.maddesinin 4.fıkrasında 6459 sayılı Kanun ile getirilmiş olan, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın artırılabileceği şeklindeki düzenleme, maddi tazminat talebini içerir bir tam yargı davasında tazminat miktarının artırımı noktasında bir şüpheye yer vermemektedir. Ancak manevi tazminat hakkında net bir şekilde dava değerini artırabileceğimizi söylemek o kadar kolay değildir. Çünkü manevi tazminat, tam anlamıyla gerçek zararı karşılama aracı değil, manevi yönden duyulan acı, elem ve kederi kısmen de olsa gidermeye yönelik manevi bir tatmin aracıdır ve talep edilen miktar da dikkate alınmak suretiyle mahkemece tespit ve takdir olunur. Bu nedenle, dava dilekçesinde belirtilmiş olan manevi tazminat miktarı ıslah ya da dava değerinin artırılması yoluyla artırılabilir mi sorusu gündeme gelmektedir.

Yargıtay her ne kadar hukuk davalarında manevi tazminatın kısmi açılamayacağı ve ıslah edilemeyeceğini net bir şekilde belirtmişse de 2577 Sayılı Kanun’da idari davalarda manevi tazminat miktarının artırılmasına engel herhangi bir düzenleme söz konusu değildir. Danıştay’ın da Yargıtay gibi net yasaklayıcı içtihatları bulunmadığından idari davalarda harcını ödeyen tarafın manevi tazminat miktarını artırmasına engel herhangi bir durum söz konusu değildir. Nitekim Danıştay’ın uygulamaları yasaklayıcı olmaktan ziyade bu artırmaya izin verme yönündedir. Örnek karar ise aşağıdaki gibidir.


T.C. Danıştay 10. Daire

E. 2009/9938 - K. 2014/1117 - T. 25.2.2014

Özet: Tazminat Miktarının Kanun Yolu Aşamasında Arttırılması – Manevi Tazminat Hakkında Islahın Mümkün Olması

Zararın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporu ile karar tarihi arasında uzun bir zaman geçmesi halinde, karar verilmeden önce güncel değerler çerçevesinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak zararın yeniden hesaplanması suretiyle karar verilmesi gerektiği ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinde, 6459 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle getirilen, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın kanun yolu aşamasının sonuna kadar arttırılması olanağının, maddi tazminat tutarının yanında manevi tazminatı da kapsadığı hakkında.


Danıştay’ın buna benzer kararları mevcut olup yerleşik uygulaması bugün itibari ile manevi tazminatın ıslah edilebildiği yönündedir. Bu sebeple İdare Mahkemeleri’nde açılan manevi tazminat davalarında, dava devam ederken herhangi bir gelişme olması (Örneğin idarenin sebep olduğu bir olaydan dolayı yaralanan bir kimsenin dava devam ederken organ kaybına uğraması) ya da herhangi bir gelişme olmasa da kişinin daha fazla manevi tazminat hak ettiğini düşünmesi halinde manevi tazminatının ıslahı mümkündür. Yani talep edilen manevi tazminat miktarı dava devam ederken artırılabilir.

88 görüntüleme

Tüm hakları saklıdır

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • LinkedIn Clean