KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA VE KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DURUMUNDA AÇILACAK DAVALAR


İdareler kamu hizmetlerini yerine getirirken insan gücü, yer, araç, bina vs. gibi birçok şeye ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçların öncelik sırası incelendiğinde, personel ihtiyacından hemen sonra bir yer ya da taşınmaz ihtiyacı göze çarpmaktadır. İdareler bu taşınmaz ihtiyaçlarını karşılarken öncelikli olarak kendi elinde bulunan taşınmazları değerlendirmelidir. Çoğu zaman bu eldeki taşınmazlar ihtiyacı karşılamaya yetmez. Bunun da en büyük nedeni sürekli artan nüfus ve ihtiyaçlardır.


İdarelerin bu taşınmaz ihtiyacını karşılaması için kullanması gereken hukuki yol kamulaştırmadır. Ancak idareler her zaman hukuki yolu seçmeyi tercih etmezler. Kimi zaman keyfi uygulamalar ve imar değişiklikleri ile özel kişilerin sahip olduğu mülkiyet ve irtifak haklarına zarar vererek kamulaştırma yapmadan taşınmazlara el atarlar. Buna kamulaştırmasız el atma denir.


Bu şekilde kamulaştırmasız el atma yolu ile iktisap edilen gayrimenkuller ya kamu hizmeti için kullanılır ya da herkesin ihtiyacı için tahsis olunur. Bu da beraberinde başka bir problemi getirir. Bu problem ise mülkiyet hakkı zarar görmüş gerçek ya da tüzel kişi ile kamu hizmetinin karşı karşıya gelmesidir.


Şu hâlde kamulaştırmasız el atmayı, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 5. Maddesinde sayılan, kamulaştırma yapma yetkisine sahip kamu kurum ve kuruluşlarının, kamulaştırma yapmadan özel ve tüzel kişilere ait taşınmazlara el koyması olarak tanımlayabiliriz.


Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz özel ve tüzel kişilere ait olabileceği gibi, kamu tüzel kişiliğine de ait olabilir. Bu halde sorun 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 17. Maddesiyle değişik 30. Maddesindeki hüküm ışığında çözülecektir. Eğer sorun bu hükme göre çözülemiyorsa, idareler arasında da bedele ilişkin dava yoluna gidilecektir.


Gayrimenkulüne idare tarafından kamulaştırma yapılmadan el atılan özel ve tüzel kişiler idareye karşı hukuk önünde korunmaktadır. Bu sebeple meydana çeşitli davalar çıkmış ve bu davalar ile gayrimenkulüne haksız el atılan kişilerin zararlarının giderilmesi amaçlanmıştır.


Bu davaları şöyle sınıflandırabiliriz.


-Adli Yargıda Açılacak Davalar


a. El atmanın önlenmesi davası

b. Kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davası


-İdari Yargıda Açılacak Davalar


a. Tam yargı davaları

b. İmar planının iptali davası


KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DURUMUNDA DAVALAR HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR (GÖREVLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİ)


Kamulaştırmasız el atma, kimi durumlarda adli yargının kimi durumlarda ise idari yargının görev alanına girer. Bu sebeple dava açılırken doğru mahkemenin seçilmesi zaman ve diğer hak kayıpları bakımından önemlidir. Bunun için de iki önemli Uyuşmazlık Mahkemesi kararını incelemekte fayda vardır. Bu kararlardan ilki, Uyuşmazlık Mahkemesinin aşağıdaki kararının özeti şu şekildedir:

--------------------------------------- T.C UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ Hukuk Bölümü Esas: 2012/ 615 Karar: 2012 / 485 Karar Tarihi: 24.12.2012

ÖZET: Olayda, imar planının uygulaması sonucu, uyuşmazlığa konu parselin imar planında sağlık alanında kaldığı, taşınmaza idarece fiilen el atılmadığı ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile bu tür yerlerin bedelinin ödeneceğine karar verildiği, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194 Sayılı Kanunu uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarında yer alan davacının hissedar olduğu taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ilgili maddesinde yer alan <İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları> kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.

---------------------------------------

Uyuşmazlık Mahkemesinin bu kararından da görüleceği üzere imar planı ve buna bağlı olarak imar uygulamasından kaynaklanan davalarda görevli mahkemeler idari mahkemelerdir.


Bir diğer karar ise aşağıda belirtilen, idarenin haksız fiilinden kaynaklanan bir kamulaştırmasız el atma davasıdır. Mahkeme kararında da görüleceği üzere idarenin haksız fiilinden kaynaklanan kamulaştırmasız el atma davasında görevli mahkemeler Türk Medeni Kanununda düzenlenen haksız fiil çerçevesinde hukuk mahkemeleri olacaktır. Karar özeti şu şekildedir:

---------------------------------------

T.C UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ Hukuk Bölümü Esas: 2012/ 313 Karar: 2013 / 326 Karar Tarihi: 11.03.2013

ÖZET: Dava, davacıların hissedar oldukları, Ankara İli - Altındağ İlçesi - Battalgazi Mahallesi - … Ada -…. parselde kayıtlı taşınmaza davalı idare tarafından, kuruma ait kreş ve gündüz bakım evi ve Gençlik Merkezi ile bu binalara ait müştemilat yapmak ve başka şekilde düzenlemeler yapmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazın bedelinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ….. TL’sinin davalıdan dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır. Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun …..sayılı kararının III. bölümünde, <İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlak Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.> görüşüne yer verilmiştir. Bu durumda, idarenin dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminine yönelik bulunan davanın haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümü, adli yargı yerinin görevine girmektedir.

---------------------------------------

Her iki karardan görüleceği üzere, idarenin kamulaştırma yapmadan el atması durumunda, el atma şekline göre görevli mahkeme belirlenecektir.


KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVASI NE ZAMAN AÇILIR (HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE VAR MIDIR)


Kamulaştırmasız el atma, kanunda düzenlenen bir durum olmadığı için ilk olarak 16.05.1956 yılında 1/6 ve 1/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile hukuki bir tanım kazanmıştır. Bu sebeple bu davanın bir hak düşürücü süreye bağlı olup olmadığı bu içtihadı birleştirme davasında değerlendirilmiştir. Bu karar şu şekildedir:


“Usulü dairesinde istimlak muamelesinde tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kaybedilen şahsın gayrimenkulünün bedelinin tahsili hakkında, gayrimenkulü yola kaybeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine alacağı bedel davasında müruruzamanın mevzubahis olmayacağına ve bu itibarla da hadisede BK’nun 66 maddesinde tatbik kabiliyeti yoktur.”


Yani gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda bu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre herhangi bir hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı belirtilmiştir.


Bunun üzerine bu İçtihadı Birleştirme Kararına rağmen mülga 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 38. Maddesi, kamulaştırmasız el atma davalarında 20 yıllık hak düşürücü süre getirmiştir. Ancak bu husus Anayasa Mahkemesi önüne getirilmiş ve Anayasa Mahkemesinin E.2002/112, K. 2003/33. R.G. S. 25279, T. 4.11.2003. kararı ile anayasaya aykırı görülerek iptal edilmiştir.


Şu hâlde gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda herhangi bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır.


KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DURUMUNDA ADLİ YARGIDA AÇILACAK DAVALAR




1-EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI


El atmanın önlenmesi davası, daha önce de belirttiğimiz üzere 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında açılan bir davadır. Kanunun ilgili maddesi şu şekildedir:


---------------------------------------

A. Mülkiyet hakkının içeriği

Madde 683- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

---------------------------------------

Gayrimenkulüne kamulaştırma yapılmadan el konulan kişi dava açarken seçimlik hakka sahiptir. Kişi, dilerse bu haksız müdahalenin menini dilerse de taşınmazının değerini idareden talep edebilir. Yine bu seçimlik hakkın kaynağı 19.05.1956 tarih, 1956/1 Esas ve 1956/6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıdır. Yargıtay bu kararında açıkça davacıya seçimlik bir hak tanımıştır.


El atmanın önlenmesi davası, idarenin kamulaştırma yapmaksızın haksız olarak el attığı taşınmaza tecavüzünün durdurulması ve bu taşınmazın tekrardan gerçek malikin hizmetine sunulmasıdır. El atmanın önlenmesi davası bu itibari ile “eda davası” niteliğinde bir davadır.


El atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için dava konusu gayrimenkule idarenin tecavüzünün devam etmesi gerekir. Tecavüz sona ermişse, artık el atmanın önlenmesine de gerek kalmamıştır.


El atmanın önlenmesi davası açılabilmesi için idarenin kusurunun olup olmadığına bakılmaz. İdare kusursuz olarak da kişilerin taşınmazına haksız olarak el attı ise yine bu dava açılabilir.


El atmanın önlenmesi davası kamu yararı nedeni ile reddedilemez. Ancak Yargıtay bu konuda bir takım doktrin yazarlarının görüşlerine paralel bir görüş benimsemiş ve el atmanın önlenmesinde taşınmazın eski haline getirilmesi talep edilmiş ve bu eski hale getirme taşınmazın değerinden fazla bir masraf çıkaracaksa bu durumda taşınmazın bedeli ödenerek taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi gerekir diye içtihat oluşturmuştur.


Yargıtayın örnek bir kararının özeti aşağıdaki gibidir:

---------------------------------------

T.C YARGITAY 5.Hukuk Dairesi Esas: 2003/ 6435 Karar: 2003 / 8861 Karar Tarihi: 30.06.2003

ÖZET : Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve taşınmazın eski hale getirilmesi masraflarının tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkiline ait taşınmaza el atmanın önlenmesi ve taşınmazın eski hale getirilmesi masraflarının tazminini istemiştir. Esi hale getirme gideri zemin bedelinden fazla ise; el atılan bölümün zemin bedeline hükmedilmesi ve kamulaştırma yetkisine sahip davalı idare adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, infazda duraksamaya sebebiyet verecek şekilde, hem taşınmaza el atmanın önlenmesine ve hem de el atılan taşınmaz bölümlerinin bedelinin davacıya ödenmesi halinde bu bölümlerin tapularının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesi isabetsizdir.

---------------------------------------

El atmanın önlenmesi davasında davacı, gayrimenkulüne haksız olarak el atılan maliktir. Eğer malik vefat etmiş ise mirasçılar da bu davayı açabilir.


El atmanın önlenmesi davasında davalı, haksız olarak gayrimenkule el atan idari kurumdur. Ancak kimi zaman idari kurumun belirlenmesi o kadar kolay değildir. Eğer bu dava idare mahkemesinde ve yanlış bir idari kuruma karşı açılsaydı İYUK hükümleri uyarınca mahkeme davalı kurumu düzelterek doğru idari kuruma davayı yöneltecekti. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanununda böyle bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak yanlış idari kuruma dava açmanın davanın reddine sebep olması durumunda ortaya çıkacak hak kayıplarının önüne geçmek için Yargıtay vermiş olduğu kararlarında, eğer davacı yanlış bir idari kuruma davasını açarsa mahkeme, doğru kuruma karşı davasını yöneltmesi için davacıya süre vermeli diye içtihatlar oluşturmuştur.


El atmanın önlenmesi davasında, davacı ecrimisil de talep edebilir. Sonuç olarak idare bu gayrimenkule hukuka aykırı olarak el atmış ve bir süre kullanmıştır. Bu sebeple davacının ecrimisil hakkı da doğmuştur.


El atmanın önlenmesi davası herhangi bir zamanaşımına tabi değildir. Ancak ecrimisil geriye doğru 5 yıllık süre için istenebilir.


2-KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVASI


Kamulaştırmasız el atma davası uygulamada sıkça karşımıza çıkan bir davadır. Bu dava ile davacı, gayrimenkulüne haksız olarak el atan idareden bu gayrimenkulün bedelini talep etmektedir. Daha önce değindiğimiz 19.05.1956 tarih, 1956/1 Esas ve 1956/6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davacı seçimlik hak olarak bu talepte de bulunabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Kamulaştırmasız el atma davası sonucunda mahkeme, davacıya bu gayrimenkulün bedelinin ödenmesine karar verirken davaya konu gayrimenkulün de idare adına tapuda tescil edilmesine karar verecektir. Bu haliyle bakıldığında bu dava karma nitelikli bir davadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bir “Eda davası” olan kamulaştırmasız el atma davasının bu karma yapısı gözden kaçırılmamalıdır.


Kamulaştırmasız el atma davasında davacı, gayrimenkulüne haksız olarak el atılan maliktir. Eğer malik vefat etmiş ise mirasçılar da bu davayı açabilir.

Kamulaştırmasız el atma davasında davalı, haksız olarak gayrimenkule el atan idari kurumdur.


Kamulaştırmasız el atma davasında malike bedel ödenirken gayrimenkulün dava tarihindeki değeri esas alınmalıdır. Bu da bilirkişi eli ile mahkemece kolaylıkla belirlenmektedir. Zaten aksi durumda ciddi bir hak kaybı meydana geleceğinden dava tarihindeki değerin ödenmesi en doğru karar olacaktır.


Kamulaştırmasız el atma davasında, davacı ecrimisil de talep edebilir. Sonuç olarak idare bu gayrimenkule hukuka aykırı olarak el atmış ve bir süre kullanmıştır. Bu sebeple davacının ecrimisil hakkı da doğmuştur.


Kamulaştırmasız el atma davası herhangi bir zamanaşımına tabi değildir. Ancak ecrimisil geriye doğru 5 yıllık süre için istenebilir. Örnek vermek gerekirse, idare bir taşınmazı 1970 yılından itibaren kamulaştırmasız el atma yöntemi ile kullanıyorsa ve davacı 2010 senesinde bu davayı açmaya karar vermişse, davacı taşınmazın 2010 senesindeki bedelini ve 2010 yılından geriye dönük olarak 5 yıllık (2005’ten 2010’a kadar) ecrimisil bedelini idareden talep edebilecektir.


Bu bilgilerin yanı sıra eklemekte fayda vardır ki el atmanın önlenmesi ya da kamulaştırmasız el atma davası açmadan sadece ecrimisil talebi ile de idareye karşı dava açılabilir.


KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DURUMUNDA İDARİ YARGIDA AÇILACAK DAVALAR


Yazımızın önceki kısmında belirttiğimiz üzere kamulaştırmasız el atma durumunun niteliğine göre görevli mahkeme belirlenecektir. İdari yargının işleyişi adli yargıdan farklılık arz edeceği için öncelikli olarak idareye başvuru şartına değinmekte fayda vardır.


2577 Sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 10. Maddesi uyarınca, “İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.” Burada idareye başvuru üzerine dava açma süresi, idarenin ret kararından itibaren 60 gündür. (Başvurudan itibaren idare 60 gün cevap vermezse, dava açma süresi bu 60 günün ardından 60 gündür).


İmar planındaki değişiklik sebebi ile idareye başvuru süresi ise 3194 Sayılı İmar Kanununun 8. Maddesi uyarınca askı süresi olan 1 aylık süredir. Böylece taşınmazı imar planı içerisinde kalan malik bu 1 aylık askı süresinde idareye başvurabilecektir. İdare bu başvuru sonucu, başvuruyu kabul edip planı tadil edebilir ya da gayrimenkulü kamulaştırabilir veya başvuruyu ret edebilir.


1-İMAR PLANININ İPTALİ DAVASI


İmar planının iptali davası, imar planındaki değişiklik sebebi ile taşınmazı imar planı içerisinde kalan malik tarafından açılan bir davadır.


İmar planının iptali davasını açmak için idareye başvuru yapmak zorunlu değildir. Yani İmar Kanununun 8. Maddesinde düzenlenen başvuru yapılmamış olsa da bu dava açılabilir.


İmar planının düzeltilmesi davası idare mahkemesinde açılır. Ancak plan bakanlık düzeyinde değiştirilmişse, görevli mahkeme Danıştay olacaktır. Yetkili mahkeme ise imar planının değişiklik yapıldığı yerde bulunan idare mahkemesidir.


İmar planının düzeltilmesi davasında davacı gayrimenkulün malikidir. Malikin mirasçıları da bu davayı açabilir. Bu davanın davalısı ise imar planında değişikliğe giden idari kurumdur.


Eğer davacı yanlış bir kuruma bu davayı yöneltmişse, idare mahkemesi kendiliğinden doğru davalıyı belirleyerek hasım düzeltecek ve davayı o kuruma yönlendirecektir.


İmar planının değiştirilmesi davasında dava açma süresi birkaç ihtimale göre değerlendirilir. Eğer davacı İmar Kanunu 8. Madde üzerine idareye başvuracaksa 1 aylık askı süresinde başvuru yapmalıdır. İdare davacının bu başvurusuna olumsuz yanıt verirse davacı o yanıt üzerine 60 gün içerisinde dava açması gerekir. Şayet idare başvuruya herhangi bir yanıt vermemişse, ilgilinin idareye başvuru tarihinden itibaren 60 gün beklemesi gerekecek, 60 gün sonunda da 60 günlük dava açma süresi başlayacaktır.


İmar planının iptal edilmesi durumunda, iptal edilen plana göre alınan ruhsatların akıbetine ilişkin Danıştay’ın çeşitli kararları vardır. Bu kararlardan en önemlisi, iptal edilen ruhsata göre alınan ruhsatların sırf bu imar planı iptali nedeni ile iptal edilmemesi gerektiğidir. Eğer ilgili ruhsat almış ve yapıya başlamışsa, bu başlanan kısım kazanılmış hak olacaktır. Bu hususun gözden kaçırılmaması gerekir.


2- TAM YARGI DAVASI


İdareye karşı açılacak bir dava ise tam yargı davasıdır. Bilindiği üzere özellikle belediyeler kamulaştırma işlemi yapmadan imar planı değişikliği ile kişilerin taşınmazlarını kamusal bir hizmete tesis etmekte ve bu hukuksuz durum yıllarca devam etmektedir.


Açılan bu tam yargı davası aslında idare mahkemesinde açılan bir tazminat davasıdır. Kişi tam yargı davası açarak idari kurumdan zararlarının tazminini talep edebilmektedir.

Tam yargı davasına ilişkin İdari Yargılama Usul Kanununda 1-5 yıllık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Ancak bu zamanaşımı mülkiyet hakkının ihlali olması nedeni ile Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. İlgili madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeden önce şu şekildeydi:


“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir”


Buna göre ilgilinin tam yargı davası açması 1-5 yıllık zamanaşımına takılmaktaydı. Ancak bu durum mülkiyet hakkını kısıtladığı için Anayasa Mahkemesi tarafından 28 Mart 2018 tarihinde iptal edilmiştir. (E. 2016/196, K. 2018/34, T. 28.03.2018). Böylece 28 Mart 2018 tarihinden itibaren bu 1-5 yıllık zamanaşımı ortadan kalktığından idareye başvurunun reddedilmesi ile 60 günlük süre içerisinde tam yargı davası açılabilecektir.



KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVASI İLE ALAKALI ÖNEMLİ YARGITAY KARARLARI


-Suriye Uyruklu Kişiye Ait Taşınmazın Kamulaştırılması


T.C YARGITAY .Hukuk Genel Kurulu Esas: 2009/ 5-422 Karar: 2009 / 579 Karar Tarihi: 23.12.2009


Özet: 1062 sayılı kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ve Yönetmelik hükümlerine göre, Suriye uyruklu olup Türkiye’de taşınmazı bulunan şahıslar yönünden getirilen özel düzenlemeler sonucu Türkiye’de taşınmazı bulunan şahısların mülkiyet hakları sınırlandırılmış olmasına karşın, ortadan kaldırılmadığından; tapu maliki ve mirasçılarının her türlü dava hakkının bulunmakta olup, bedelin Hazine tarafından idare edilmesi gerekir.

Kamulaştırma işleminin tapu malikine tebliğe çıkarılmadı, davacı mirasçıya yapılmış usulüne uygun bir tebligat bulunmadı, Defterdarlığa yapılan usulsüz tebligatın da Kamulaştırma Kanununun 14. Maddesinde yer alan 30 günlük hak düşürücü sürenin başlangıcına esas alınamayacağı göz önünde tutularak; mahkemece işin esasına girilmesi ve davanın kamulaştırmasız el atma çerçevesinde ele alınarak çözümlenmesi zorunludur.


-Kamulaştırmaksızın Malikin Muvafakati ile Kamu Hizmetine Tahsis Edilen Yer


T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2009/ 5-131 Karar: 2009 / 249 Karar Tarihi: 10.06.2009


ÖZET: Malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler nedeniyle eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılık istenemez. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir.


-Paylı Mülkiyette Fiili Kullanım Durumunun Oluşması Durumunda Dava Hakkı


T.C YARGITAY.Hukuk Genel Kurulu Esas: 2005/ 5-247 Karar: 2005 / 260 Karar Tarihi: 13.04.2005


ÖZET: Kısmen kamulaştırılan paylı mülkiyete konu taşınmaz, paydaşlar arasında fiilen bölünerek, bir paydaşın tasarruf ve yararlanmasına bırakılmış ise, kamulaştırma işlemlerinin sadece bu paydaş hakkında yürütülmesi ve dava ehliyeti bakımından bu paydaşın durumunun gözönüne alınması gerektiği; eş söyleyişle yalnız ilgili olan bu paydaşın dava hakkı bulunduğu, kuşku ve duraksamadan uzaktır. Paydaşlar arasında fiilen bölünerek, davacının bağımsız yararlanmasına bırakılan özel parsellerde diğer paydaşların bir hakkı bulunmadığı gibi, davacının da geri kalan kısımda bir hakkı kalmadığı açıktır.


-İrtifak Hakkı Kurulması Durumunda Bedel Tespiti


T.C YARGITAY .Hukuk Genel Kurulu Esas: 2004/ 5-749 Karar: 2005 / 44 Karar Tarihi: 09.02.2005


ÖZET: Dava, kamulaştırmasız el atılıp, üzerinden enerji nakil hattı geçirilen ve pilon dikilen bölümlerdeki irtifak hakkı bedeli ile pilon ve trafo binası yeri bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece yapılması gereken iş; taşınmaz üzerinde idarece dikilen pilon ve inşa edilen trafo binası ile enerji nakil hattının geçirildiği bölümün yüzölçümünün fen bilirkişi marifetiyle krokide tespit edilmesi; kıymet takdirini yapacak bilirkişi marifetiyle de taşınmazın tamamından trafo binası ve pilon yerinin yüzölçümü indirildikten sonra, kalan bölümün irtifak hakkı tesisinden önceki değeri ile irtifak hakkı geçirildikten sonraki değeri arasındaki fark belirlenmek suretiyle irtifak bedelinin hesaplanması; bu şekilde yapılan inceleme sonucu tespit edilen irtifak hakkı bedeline, trafo ve pilon yerinin mülkiyet bedeli ilave edilerek toplam değer karşılığına hükmedilmesidir.


-Kamulaştırılan Bağ İçin Değer Biçme Esasları


T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2004/ 5-176 Karar: 2004 / 191 Karar Tarihi: 31.03.2004


ÖZET: Her taşınmazda ürünlerin verim ve satış fiyatları, yılına ve kullanılan giderlere göre değişik olabilirse de, aslolan, taşınmazın ortalama değerler göre bedelini bulmaktır. Bu durumda amaç; Taşınmazın ortalama değerini tespit etmek olduğuna göre, benzer toprak yapısında normal tarımsal faaliyet içerisinde elde edilen ortalama verim miktarları esas alınmalıdır. Ana ilke bu olmakla birlikte, taşınmazın değerinden ayırıcı özelliği var ise, değer biçmede bu özelliklerinde gözönünde bulundurulması, resmi verilerin, taşınmazın somut özellikleri çerçevesinde uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bu noktada, özellikle kapama ürün gelirine göre değerin tespit edildiği durumda, değerlendirmeye esas alınan ürünün verim miktarının yaş ve cinsine göre tespit edilmesi gerektiği açıktır.


SONUÇ


Kamulaştırmasız el atma neticesinde kişilerin bir takım dava hakları bulunmaktadır. Bu davalardaki görevli mahkeme, süre ve diğer usulü işlemler son derece önemli olduğundan idare hukukunda bilgi sahibi bir avukat yardımı alınmadan açılmamalıdır. Aksi durumda bir çok hak kaybı meydana gelebilir.

215 görüntüleme

Tüm hakları saklıdır

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • LinkedIn Clean