MENFİ TESPİT DAVASI (NEDİR, HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR, ZAMANAŞIMI SÜRESİ NE KADARDIR)

1-MENFİ TESPİT DAVASI NEDİR


6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) ikinci kısmının birinci bölümünde dava çeşitleri sayılmıştır. Bu dava çeşitleri şu şekildedir: Eda Davası (HMK 105), Tespit Davası (HMK 106) vd.


Yazımızın konusu, İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesinde düzenlenen “Menfi Tespit Davası”dır. Bu dava bir tespit davası niteliğinde olduğundan da HMK’nın 106. Maddesinde düzenlenen Tespit Davası hükmü ile birlikte izah edilmesi gerekmektedir. Kanun maddeleri şu şekildedir:


_______________________________

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Tespit davası

MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.

(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.

(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

_______________________________



Madde metninden de anlaşılacağı üzere bir hakkın ya da hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi ya da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi mahkemeden tespit davası yolu ile talep edilebilir. Özel bir kanun olan İcra ve İflas Kanununda ise Menfi Tespit Davası şu şekilde düzenlenmiştir:


_______________________________

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu

Menfi tesbit ve istirdat davaları:

Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.


İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.


(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.


(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.


Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.


Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.


Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.

_______________________________



Menfi Tespit Davası, borçlunun borcunu ödemeden önce borçlu olmadığının tespiti için açabileceği bir davadır. Borç ödendikten sonra artık menfi tespit davası açılamaz. İcra ve İflas Kanunu metni incelendiğinde menfi tespit davası icra takibinden önce ve sonra olmak üzere 2 türlü açılabilir. Bu tamamen alacaklının icra takibi yapıp yapmadığına bağlı bir meseledir. Örnek vermek gerekirse A şahsının elinde borçlu olan B şahsının senedi olsun. Eğer A şahsı bu senedi icra takibine koymadan önce B şahsı bu senetle alakalı borçlu olmadığını tespit ettirmek isterse, icra takibinden önce menfi tespit davası açacaktır. Bu da yazımızın devamında görülecek üzere B şahsına bir takım faydalar sağlayacaktır.


2-MENFİ TESPİT DAVASI İCRA TAKİBİNDEN ÖNCE VE SONRA OLMAK ÜZERE 2 TÜRLÜ AÇILABİLİR



A- İCRA TAKİBİNDEN ÖNCE MENFİ TESPİT DAVASI AÇILMASI


Borçlu, alacaklı tarafından yapılacak icra takibinden önce bir menfi tespit davası açabilir. Bu davanın açılabilmesi için alacaklının elinde borçlu aleyhine bir belge olması gerekir. Bu belge bir kambiyo senedi, adi senet vb. olabilir. Yukarıda verdiğimiz örnek ele alınırsa alacaklı olan A şahsının elinde borçlu olan B şahsının bir senedi olabilir ve borçlu olan B şahsı bu senetten dolayı artık borçlu olmadığını iddia edebilir. Uygulamada bu durum sıkça karşımıza çıkmaktadır. Örneğin borçlu borcunu ödemiş ancak senedi alamamıştır ya da borçlunun alacaklıdan başka bir alacağı doğmuş ve alacaklı da borçluya o alacağını ödememektedir vb.


Bu durumda borçlunun alacaklıdan önce davranarak bir Menfi Tespit Davası açması gerekir. Eğer icra takibi yapılmadan borçlu Menfi Tespit Davası açarsa, alacağın %15’den aşağı olmayacak bir teminatla açılacak olan icra takibinin durdurulmasını sağlayabilir. Bu bilginin kaynağı da İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesidir.


“İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.”


Açılan bu Menfi Tespit Davası, alacaklının icra takibi yapmasına engel olmaz ve yapılacak olan icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Eğer Menfi Tespit Davasından sonra alacaklı icra takibi yapmış ise borçlu mahkemeden icra takibinin durdurulması için “İhtiyati Tedbir” kararı vermesini talep eder. Mahkeme de %15’ten aşağı olmamak üzere bir teminatla ihtiyati tedbir kararı verebilir. Burada kanun %15’i bir sınır olarak belirlemiş ve hakime takdir yetkisi sunmuştur. Hakim dilerse %15 teminata dilerse de daha fazlasına hükmedebilir.


2- İCRA TAKİBİNDEN SONRA MENFİ TESPİT DAVASI AÇILMASI


Borçlu kişi, alacaklının yaptığı icra takibinden sonra da Menfi Tespit Davası açabilir. Bu dava da tıpkı takipten önce açılan Menfi Tespit Davası gibi borçlunun, yapılan icra takibi dolayısı ile borçlu olmadığını tespit ettirmek için açılır.


Ancak takipten sonra açılan Menfi Tespit Davasında takipten önce açılan Menfi Tespit Davası gibi teminat yatırılarak icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Bu bakımdan takipten önce açılan Menfi Tespit Davası borçluya çok daha fazla avantaj sağlayan bir davadır. Takipten sonra açılan Menfi Tespit Davasında borçlu, yalnızca gecikmeden doğan zararların karşılaması ve alacağın %15’inden az olmamak üzere teminat yatırarak mahkemeden icra veznesine yatan paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu bilginin

kaynağı da yine İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesidir.


“İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.”


Uygulamada borçlu olan kişi icra takibinin tüm borcunu ( asıl borç, faiz ve diğer giderler) depo edip bir de bunun üzerine alacağın %15’inden az olmayacak bir teminat yatırarak icra dosyasındaki paranın Menfi Tespit Davası bitine kadar alacaklıya ödenmesinin önüne geçmektedir. Yine uygulama dili ile %115 dediğimiz bir teminat, icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmesini engelleyecektir. Bu teminat özellikle alacaklının parayı aldıktan sonra Menfi Tespit Davasında haksız çıkması durumunda, borçlunun artık ödediği o parayı alacaklıdan tahsil edememesi probleminin önüne geçmek için borçlu tarafından yatırılmaktadır.


Bu noktada icra takibinden önce ve sonra Menfi Tespit Davası açılmasının farkı net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Borçlunun alacaklıdan önce hareket edip Menfi Tespit Davası açması birçok hak kaybının önüne geçebilir.


3-MENFİ TESPİT DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR (YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR)


Menfi Tespit Davasında yetkili mahkeme İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesinin son fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:


“Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.”


Bu düzenlemeye göre, icra takibinden önce açılan Menfi Tespit Davasında yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6ncı maddesi uyarınca davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.


Eğer icra takibi açıldıktan sonra Menfi Tespit Davası açılırsa bu durumda borçlu, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde ya da alacaklının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde Menfi Tespit Davası açabilir.


Menfi Tespit Davasında görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi, Tüketici Mahkemesi vb. olabilir. Görevli mahkeme seçilirken uyuşmazlığın kaynağına bakılır ve ona göre karar verilir.


4-MENFİ TESPİT DAVASINDA HÜKMEDİLECEK %20 TAZMİNAT VE ÖZELLİKLERİ


İcra ve İflas Kanununun 72. Maddesi incelendiğinde davanın kabul edilmesi ve reddedilmesi durumunda %20’den az olmamak üzere bir tazminat hükmü söz konusudur. %20’den az olmayan bu tazminat davanın kabul edilmesinde ve reddedilmesinde ayrı olarak düzenlenmiştir.


-Menfi Tespit Davasının Kabul Edilmesi Halinde Borçlu Lehine Verilecek ve %20’den Az Olmayacak Şekilde Tazminat


Menfi Tespit Davasının kabul edilmesi ile icra takibi derhal durur ve hükmün kesinleşmesi ile iptal edilir. Davanın sona ermesi ile borçlunun malları haczedilmişse bu hacizler kalkar, borçlunun malları hacizle satılmışsa bu satış bedeli borçluya ödenir. Bunun yanında yasa metni uyarınca, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılır ise ANCAK BORÇLUNUN TALEBİ ÜZERİNE, Hakim %20’den az olmamak üzere borçlu lehine bir tazminata hükmeder. Burada borçlunu talebi şarttır ve borçlu talepte bulunmazsa bu %20 tazminatı alamaz.


-Menfi Tespit Davasının Ret Edilmesi Halinde Alacaklı Lehine Verilecek ve %20’den Az Olmayacak Şekilde Tazminat


Menfi Tespit Davasının reddedilmesi ile alacak artık mahkeme kararı ile kesinleşmiş olur. Bu durumda eğer icra takip dosyası ihtiyati tedbir ile durmuşsa ihtiyati tedbir kalkar ve alacaklı icra takibine devam eder.

Menfi Tespit Davasının alacaklının lehine sonuçlanması durumunda alacaklı alacağını bu dava nedeni ile geç almış olacağından alacaklı lehine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Ancak burada ALACAKLININ TALEP ŞARTI ARANMAZ. Alacaklı talep etmese bile mahkeme kendiliğinden bu tazminata hükmeder.


5-MENFİ TESPİT DAVASINDA ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE


Menfi Tespit Davası için yasada herhangi bir hak düşürücü ya da zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak borçlunun borçlu olmadığı hukuki sebebe göre zamanaşımı süresi söz konusu olabilir. Örneğin abonelik sözleşmesine bağlı talep edilen elektrik faturası borcu için bu süre 10 yıldır. Burada önemli olan hukuki sebeptir ve bu nedenle her somut davada ayrı ayrı ele alınması gerekir.


SONUÇ


Menfi tespit davası gerek usulü işlemleri gerek doğru mahkemenin seçimi gerekse esas bakımındaki ispat araçları nedeni ile bir avukat yardımı alınmadan açılmaması gerekir. Aksi halde ciddi anlamda zaman ve hak kayıpları meydana gelebilir.



MENFİ TESPİT DAVASI İLE ALAKALI YARGITAY KARARLARI


-Davaya Tüketici Mahkemesinde Bakılması Gerekir


T.C YARGITAY 13.Hukuk Dairesi

Esas: 2016/ 6088 Karar: 2019 / 216 Karar Tarihi: 16.01.2019

ÖZET: Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamından, davalının müteahhit olduğu, davacı tüketicinin davalı müteahhitten daire satın aldığı, borcun bu ilişkiden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenle, davaya konu sözleşme ilişkisinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı, buna göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda, mahkemece, kurulacak ara karar ile davaya Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.


-Bono İki Ayrı İmza Taşıdığından Kambiyo Vasfını Taşımasa da Soyut Borç İkrarını İçeren Adi Senet Hükmünde Olduğundan İspat Yükü Davacı Keşideci Üzerindedir


T.C YARGITAY 19.Hukuk Dairesi

Esas: 2018/ 3036 Karar: 2018 / 6351 Karar Tarihi: 05.12.2018

ÖZET: Davalı ...'un diğer temyiz itirazlarına gelince; dava konusu bono iki ayrı vade tarihi taşıması nedeniyle kambiyo vasfını taşımasa da soyut borç ikrarını içeren adi senet hükmünde olmakla senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde ispat yükünün davacı keşideci ... Ltd. Şti. üzerinde olduğu gözetilmeksizin ispat yükünün tayininde hataya düşülerek buna ilişkin davacı delilleri toplanmaksızın yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru değildir.


-Eda Davasının Açılmasının Mümkün Olduğu Hallerde Tespit Davası Açılamaz


T.C YARGITAY 19.Hukuk Dairesi

Esas: 2018/ 2723 Karar: 2018 / 6208 Karar Tarihi: 29.11.2018

ÖZET: Dava daha önceden bankaya ibraz edilmeyen çek yaprakları ile ilgili depo edilen miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Kural olarak eda davasının açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılamaz. Bu durum hukuki yarar ilkesine tekabül edip, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Davacı daha önceden ipoteğin fekkini sağlamak için bankaya depo ettiği 21.000.-TL’nin haksız yere alındığını, alınan çek yapraklarının çalınması ve kaybolması nedeniyle bankaya ibraz edilme riskinin bulunmadığını iddia ederek bu davayı açmışsa da, neticesinde bu paranın iadesine ilişkin bir talebi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.


-Dava Konusu Senetle İlgili Suç Duyurusu Nedeni ile Kamu Davası Açıldığından Bu Ceza Davasının Bekletici Mesele Yapılması Gerekir


T.C YARGITAY 19.Hukuk Dairesi

Esas: 2018/ 1818 Karar: 2018 / 6194 Karar Tarihi: 29.11.2018

ÖZET: Davacının yapmış olduğu suç duyurusu üzerinden dava konusu senetlerle ilgili olarak güveni kötüye kullanma suçundan ... ve hamil ... hakkında ceza davası açıldığı ve davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece ceza hakiminin maddi vakaya ilişkin tespitinin derdest dosyaya etkisi de gözönünde bulundurularak, bekletici mesele yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3,931 görüntüleme

Tüm hakları saklıdır

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • LinkedIn Clean